Kafkas Sürgünü'nün 139. Yılı: İlkeler, Etkinlikler

Kafkas Derneği (Kafder)


insanları yurtlarından söküp atabilirsiniz

fakat yurtlarını kalplerinden asla”

Kafkasya...

İnsanlık tarihinin en eski en köklü, en bilinen coğrafyasıdır. Tüm dünya dillerinde adı olan ulaşılmaz dağlar ülkesi. Bir çok halkın destan ve masallarının gizemli, mutluluklar ülkesi. Kuzeyden güneye, doğudan batıya binlerce yıldır uygarlıkların gelip geçtiği kavimler kapısı KAFDAĞI.

Kafkaslılar...

Anayurtları Kafkasya kadar dünyada tanınmayan Kafkasya’nın otokton (yerli) halkı. Batı ülkelerinde Caucausian, Circassian, Arap ülkelerinde Şerkes, Şerakise, Türkiye’de ÇERKES genel adıyla bilinmektedirler. Abaza, Adige, Asetin, Çeçen, Dağıstan halkları ile yüzyıllardır Kafkasya’da yaşayan Karaçay ve Balkar halkları. MÖ 5 binli yıllara dayanan eski tarih ve uygarlıkları vardır. Kafkasyalılık, Kuzey Kafkasyalılık ve Kafkaslılık birleştirici isim olmuştur. Milliyet, boy, kabile, sülale, aile gibi bir çok farklı alt kimliği koruyor ve yaşatıyor olmalarına karşın Kafkaslılık üst kimliği her zaman güçlü bir birleştirici olmuş ve aidiyet olmuştur.

Kuzey Kafkasya ve Güney Kafkasya olarak coğrafi iki ana bölüme ayrılır. Güney Kafkasya’ya genel olarak Transkafkasya, Kafkasötesi, Kafkasardı denilmektedir. Kafkasya denilince akla Kuzey Kafkasya anacoğrafyası gelmektedir. Tarihsel olarak Kafkas uygarlığının beşiği burasıdır. Güneyde yaşayan ve Kafkas uygarlığı ve kültür dokusunun bir parçasını oluşturan otokton halklar da kendilerini Transkafkasyalı olarak görmezler. Kafkasyalılık onlar için de belirleyici ana kavramdır.

Kafkasya güzel coğrafyası, münbit toprakları ve özellikle jeopolitik konumu ile tarih boyunca çeşitli kavimlerin ve devletlerin ilgisini çekmiş, iştahlarını kabartmış, saldırılarına uğramıştır. Kafkaslılar vatanlarını savunmak için sürekli savaşmak zorunda kalmışlardır. Kafkas tarihi neredeyse bir savaşlar tarihidir. Bu savaşlar Kafkasya’da yerleşik düzenin kurulmasını engellemiş. Devlet geleneği prenslikler düzeyinde kalmıştır. Devamlı nüfus hareketleri büyük kentlerin kurulmasını önlemiş, modern toplumun örgütlenme aygıtlarından mahrum kalmışlardır (yazı, öğretim, ordu vb ).

Savaşlar...

Onlarca küçük savaşın yanında Kafkasya için tam bir felaket, yıkım ve soykırım olan saldırılar şöyle özetlenebilir; MS 4. yy’da Hunlar’in Kafkasya’yi istilası, 10.yy’da Ruslar’ın saldırıları, 14. yy’da Timur’un istilası, 16. yy’da Kırım Hanlarının istila hareketleri ve 18. ve 19. yy boyunca süren Kafkas-Rus Savaşları.

Bu savaşların en kötüsü, en yıkıcısı sonuçları ile Çerkes Tarihi’ni tümden değiştirecek olan bir soykırım, bir jenosit niteliğinde olan kuşkusuz ki 18. yy’ başlayıp 19. yy boyunca süren Kafkas- Rus Savaşlarıdır. Kafkasların kahramanca savaştıkları neredeyse eli silah tutan herkesin şehit verildiği ve ağır bir yenilgi ile sonuçlanan savaşlar. Tarihin tanıklık ettiği en insanlık dışı, en vahşi savaş, modern silahlarla donanmış, sayıca üstün Çar’ın ordusu ile tüm dünya tarafından yalnız bırakılmış, silah ve cephanesi olmayan, sayıca az Kafkas halkları arasında Kafkasların ağır yenilgisi ile sonuçlanmıştır.

Sürgün...

Bu savaş sonrası Çerkesler yüzde seksene varan bir oranda Çar tarafında sürgüne tabi tutulmuş ve anayurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Sonuçları ile günümüz Çerkes Toplumu’nun konumunu belirleyen bu sürgün olayına kimleri göç, kimileri büyük göç, kimleri zorunlu göç, tehcir demişlerdir. Çerkeslerin anayurtlarını terk etmeleri 19. yy başlarından 19. yy sonlarına kadar sürmüş ve hatta bir kısım Çerkes 20. yy’ın başlarında anayurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Kafkas Savaşları sürerken bazen Osmanlı İmparatorluğu’nun yeni asker ihtiyacı, bazen dini azınlıklar içinde Müslüman nüfusu artırmak gibi nedenlerle geliştirdiği politikalar sonrası Kafkaslılar göçe teşvik edilmiş, özendirilmiş ve hatta dini propagandalarla ajite edilmişlerdir. Bazen de feodal etkenler neden. Ancak anayurdunu terk eden Çerkeslerin yüzde doksanı 21 Mayıs 1864 Kafkas Savaşlarının sona ermesi ile uygulanan sürgün sonrası gerçekleşmiştir.

Bu sürgün Batı Kafkas Cephesi’nin düşmesi ile Çerkes Halkı’na Çar ve Çar orduları tarafından uygulanmış tam bir soykırım hareketidir. Bir jenosittir.

Bu sürgün insanlık tarihinin gördüğü en büyük trajedilerdendir. Yüz binlerce Kafkaslı vatanlarını savunurken savaşlarda, sürgünde, sürgün yollarında, sürgün sonrası yeni yabanıl topraklarda yaşamlarını yitirmişlerdir.

Bu sürgünde Çerkes Halkı vatanlarından sökülüp atılmış, bölünmüş, parçalanmış ve yok oluşun eşiğine bırakılmıştır.

21 Mayıs 1864...

Çarlık Rusyası 300 bine yakın asker ve modern silahlarla saldırmasına karşın 1856 yılına kadar Kafkasya’ya tam hakim olamadı. Özellikle Batı Kafkasya’da direnişler son dönemde çok çetin geçiyordu.1856’da Paris Konferansı’nda Osmanlı ve Avrupalı müttefikler tarafından Kafkaslılar yalnız bırakılmışlardır. Paris konferansı sonuçlarına göre Ruslar Kafkasya’da ne isterlerse yapabileceklerdi. 1859’da Şamil’in de teslim olmasıyla Doğu Kafkasya’da savaş hemen hemen bitmiş, Ruslar bütün güçleriyle Batı Kafkasya’ya saldırmaya başlamışlardı. 1860-1864 yılları arasında (ki bu savaşlarda bütün Kafkas boyları yer almışlardır) Batı Kafkas Cephesi yeniden kurulmuş ve çok çetin çarpışmalar olmuştur. Çar orduları acımasız bir savaş,vahşet uyguluyorlardı. Köyler yakılıyor ,ekinler yok ediliyor, mallar yağmalanıyordu. Acımasız bir vahşet uygulanıyordu. Halkın direncini kırmak için Çar orduları yaşlı, kadın, çocuk demeden insanları öldürüyor, gözlerini oyuyor, uzuvlarını koparıyordu. Halkı sürgüne tabi tutuyor, geri dönüş umutlarını kırmak için gözleri önünde köylerini yakıyorlardı. Boşaltılan topraklara Kazak ve Rus köylüleri yerleştiriliyordu.

Bir yandan süregelen savaş bir yandan sürgünler ve soykırım 1864 baharına kadar sürdü. 1864 mayıs ayında her boydan Kafkas Savaşçıları Soçi yakınlarında Aybgo Suyu yakınlarında yeni bir cephe açtılar. 7 - 11 Mayıs tarihleri arasında Ruslara büyük kayıplar verdirdiler. Bunu üzerine Kafkasya’daki Rus birlikleri dört koldan bu son cepheye saldırdılar. Çerkes güçleri ağır top ateşi altında günlerce dayandılar, ölümüne bir savaş verdiler. Tüm yardim çağrıları sonuçsuz kaldı. Ve Aybgo Suyu’nu savunanların tamamı öldüler.

Ve 1864 yılının mayıs ayının 21. günü Rus orduları Soçi yakınlarında Kobide çayırlarında (şimdiki adıyla Krasnaya Polyana) büyük bir zafer şöleni ve resmi geçit yaparak Kafkasya’nın düşüşünü kutladılar. Rus general Yevdökümov Kafkasya sorununun bittiğini Çar’a müjdeliyor, dağların yüksek noktalarında direnişi sürdüren küçük grupların da takip edilerek yok edileceğini bildiriyordu. Yevdökümov’a göre kesin çözüm Çerkesler’in topraklarından sürülerek denizin öteki yakasına kovulmalarıydı. Kuban ötesinde kalan ve boyun eğen halk bile onun gözünde zararlı ve tehlikeliydi. Onlarında sürülmeleri gerekiyordu.

Ve böylece...1864 yılı sürgünün en yoğun olduğu yıl olarak tarihe geçti. Lapinski’ye göre 1864 10 Temmuz’a kadar 236.718’den az olmayan Çerkes, gemilerle Osmanlı limanlarına taşındı.Tarihçiler tam bir sayı üzerinde anlaşamamalarına rağmen yüzde doksanı Çar ve komutanlarının emriyle 19. yy’da dönemin Osmanlı topraklarına iki milyona yakın Çerkes'in topraklarından sürüldüğü sanılmaktadır.

İşte 21 Mayıs 1864 Çerkes Halkı’nın belleğine böyle kazındı. Çar ordularının zaferlerini kutladıkları, Çerkeslerin vatanlarını kaybettikleri, yok oluşa sürüklendikleri; Çar ve orduları için zafer, Çerkesler için acının, hüznün, sürülüşün, bölünmüşlüğün ve ölümün günü.

Direniş, Diriliş ve Başkaldırı...

"biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde"

Pablo Neruda

21 Mayıslar her şeye rağmen Çerkes Halkı’nın yaşama direncinin ifadesidir. Direniştir, başkaldırıdır, diriliştir. Çar ordularına inat, Çar generallerine inat Çerkesya’nın yeniden var olma mücadelesidir.

21 Mayıslar halkımızın belleğine kazınan tüm bu acıları, savaşları insanlık dışı uygulamaları dünya'ya haykırmak istediğimiz gündür.

21 Mayıslar dün, bugün, yarın perspektifinde ulusal-kültürel kimliğimizi yaşama ve yaşatma isteği ile geleceğe ışık tuttuğumuz günlerdir

Çerkes Halkına Çağrı...

Bu çerçevede Çerkes Halkı’na ilk seslenişlerden biri 1975 yılında yayın hayatına başlayan Yamçı Dergisi’nden gelmiştir;

“yok oluşun kucağına itildiği
büyük göçten bu yana
içinde bulunduğu
yaşam kavgasının yüzonbirinci yılında
egemen güçlerin
çeşitli baskılarla şartlandırdığı
sosyo-ekonomi, kültür ve özgürlük gibi
temel haklarını yitirmiş
dünya halklarından
Çerkes Halkı’nın;
düşünce karmaşıklığından
ve bireysel küçük çıkar hesaplarından sıyrılarak,
çağımız koşullarına uygun biçimde
“kendi topraklarında
kendi kaderini kendi tayin eden bir toplum”
olma yolundaki çabasına
katkıda bulunan tüm çerkeslerin
anılarına saygıyla...”

Yamçı’nın bu seslenişi Çerkes Halkı’ndan olumlu tepki almış, yankı bulmuştu. Böylece ana yurttan ayrıldığımız günden bu yana sürekli gündemde olan her zaman dile getirilen ve bir çok defalar kişisel ve grupsal olarak hayata geçirilen anayurda dönüş ve “kendi topraklarında kendi kaderini tayin hakkı” yeni bir boyut kazandı. Yeni tartışmalar, yeni arayışlar, yeni çözüm önerileri 70’li 80’li yıllara damgasını vurdu. Bu tartışmalar, arayışlar sonucu artık sürgün, anayurda dönüş, kendi topraklarında kendi kaderini tayin hakkı gibi kavram ve tespitler Çerkes Halkı’nın büyük bir bölümü tarafından kabul görmüştü.

Anayurt Kafkasya...

Sürgün sonrası anayurtlarında kalanlar kendi topraklarında yaşamanın verdiği doğal ulusal dirençle tüm zorluklara baskılara, sayısal azlıklarına rağmen ulusal yaşamlarını korumayı ve geliştirmeyi başardılar. 1917 Sovyet devriminden sonra Kafkasya’da Abhazya, Adigey, Karaçay-Çerkes, Kabartay-Balkar, Osetya, Çeçen-İnguş ve Dağıstan Özerk cumhuriyetleri kuruldu.

Diasopra Yaşamı...

Sürgün anayurttan ayrı diaspora yaşamını oluşturdu. Osmanlı topraklarına dağınık yerleştirilen Çerkesler Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasıyla ikinci bir parçalanma yaşadılar. Dünyada başlıca; Türkiye, Suriye, Ürdün, İsrail, Balkan ülkeleri olmak üzere 40’tan fazla ülkede asimilasyonun pençesinde ve yok oluşun eşiğinde yaşar oldular. Kafkaslılar topraklarından sürülmüş, vatanlarını kaybetmiş bir halkın toprağa bağlanma isteği ve vatan sevgisi ile yerleştirildikleri ikinci yurtlarını çabucak benimsemiş ve vatan severlik duygularını geliştirmişlerdir.

Türkiye...

Türkiye’de Ulusal Kurtuluş Savaş’ında aktif rol oynamışlar, canlarını vermişlerdir. Ülkenin kalkınmasında ve yükselmesinde her alanda başarılı görevler yaparak örnek yurttaşlar olmuşlardır.

Birlik... Dünya Çerkes Birliği

Çerkesler Ulusal-Kültürel varlıklarını geleneksel kalıplar içerisinde sürdürüp kültür dernekleri çerçevesinde koruyup geliştirmeye çalışmışlardır. Muhaceret yaşamında tek örgütlenme biçimi olarak seçilen kültür dernekleri 1908 Meşrutiyet sonrası kurulan Çerkes Teavün Cemiyeti’yle başlamıştır.Kafkas Kütür dernekleri önceleri , birbirinden bağımsız faaliyet gösteriyorlardı. Ancak giderek bir araya gelip sorunlara daha güçlü ortak çabalarla çözüm getirme isteği ve bilinci dernekler arası toplantıların düzenlenmesine, merkezi örgüt arayışlarını başlamasına neden olmuştur. 1990’larda yoğunlaşan dernekler arası birlik arayışlarında, Kafkas Dernekleri Koordinasyon Üst Kurulu (KAF-KUR)’nun kurulmuştur. Kaf-Kur rutin çalışmalarının yanında temel görevi; Kafkas Derneklerini mevcut yasalar çerçevesinde merkezi bir örgüt altında toplamaktı. Kaf-Kur’un bu çalışmaları sonucu 5 Nisan 1993’de Türkiye’de faaliyet gösteren Kafkas Dernekleri delegelerinin büyük bir bölümünün katılımı ve imzasıyla Kafkas Derneği (KAF-DER) Genel Merkezi kuruldu.

Kaf-Kur Türkiye’de bu çalışmaları yürütürken bir yandan da tüm dünya Çerkesleri’nin bir çatı altında toplanacağı uluslararası Çerkes örgütü arayışlarının başlatıcısı oldu. (Sürgünün 125. yılı anma etkinlikleri sonuç bildirgesi). Dünya Çerkes Birliği’ne giden süreçte etkin rol oynayıp aktif katılımcı oldu. Bu görevini daha sonra Kaf-Der’e devretti.

Yıl 1991... nihayet... Anavatan, diaspora, tüm Çerkesler için artık bir çatı örgütü var: DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ.

Diaspora ülkeleri ve Anayurtta faaliyet gösteren tüm derneklerin merkezi örgütlerinin temsil edildiği Uluslararası Çerkes Kongresi 20 Mayıs 1991’de Nalçik’de toplandı. Dünya Çerkes Birliği Örgütü burada kuruldu.

Dünya Çerkes Birliği bu toplantıda Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adige Cumhuriyetlerinin parlamentolarının özel kararlarıyla 21 Mayıs’ı resmi olarak Ulusal Yas Günü olarak ilan etti.Bütün dünyada Çerkesler 21 mayıslarda günün anlam ve önemini vurgulayan anma günleri düzenleyecek,Kafkas Halklarını ulusal-kültürel yok oluş sürecine iten, bu yönüyle tam bir soykırım niteliği taşıyan,Büyük Kafkas Sürgünü toplumun her kesimine anlatılacak ulusal ve uluslararası kamuoyu oluşturularak unutulmayacak ve unutturulmayacaktır.

Uluslararası Çalışmalar...

Bu doğrultuda en önemli güç; BİRLİKTİR. Diasporada birlik, diaspora ülkeleri arasında birlik, Kafkasya’da birlik ve nihayet Diaspora ve Kafkasya’nın birliğidir. Dünya Çerkes Birliği’nin kazanımları hiç kuşkusuz birliğin güç ve öneminin en önemli işaretidir. Dünya Çerkes Birliği 1997 yılında Anayurtlarından sürülen Çerkeslerin sürgündeki ulus statüsü verilmesi ve çifte pasaport hakkının sağlanması konusunda UNPO’dan bir karar çıkarmış ve bu kararı Birleşmiş Milletler vasıtasıyla Rusya Federasyonu’na bildirmiştir. Dönemin federasyon başkanı Yeltsin sürgünün 133. yılı münasebetiyle yayınlamış olduğu mesajda; Rus Çarlığı tarafından Çerkeslere soykırım uygulandığını, iradeleri dışında vatanlarından uzaklaştırıldıklarını kabul etmiş, sürgündeki Çerkeslerin Anayurtlarına dönebileceğini söylemiştir.

Kafkas Halkları, dünyanın neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar,etnik kimliklerini yaşatma ve koruma çabaları ile Kafkas Cumhuriyetlerinin siyasal geleceklerinin; Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi, Helsinki Nihai Senedi ve AGİK Paris Şartı gibi uluslararası antlaşma ve sözleşmelerle kişi ve toplumlara tanınan haklar çerçevesinde değerlendirilmesini, kazanılmış hak ve statülerden vazgeçilemeyeceğinin bilinmesini istemektedirler.

Dünya Çerkes Birliği tüm Çerkeslere şöyle sesleniyordu.Tarih; Çerkes Ulusu’nun geleneksel düzenini bozmuş, manevi köklerini parçalayarak dünyaya dağıtmıştır. Bugün Çerkes Halkı’nın yeniden canlanması maddi ve manevi birliğin sağlanması en önemli amaç olmalıdır.

 

139.Yıl...

Kaf-Der 139. yıl anma etkinliklerinin tüm Türkiye'de Aynı biçimde aynı günde ortak bir programla anılması doğrultusunda bir çalışma başlatarak uygulamaya koymuştur.


Etkinlikler...

I - Dernekler düzeyindeki etkinlikler

1. Her dernekte, 10 Mayıs tarihinden itibaren, 21 Mayıs'a ilişkin bir duvar gazetesi/köşe hazırlanmalıdır.

2. Her dernekte, 21 Mayıs günü akşamı saat 21:00’de başlayacak bir anma programı düzenlenmelidir. Anma programına ailelerin katılımının yüksek olması sağlanmalı ve olabildiğince katılımcılar tercihen siyah değilse koyu renkli giysiler giymeli, yakalarına Kaf-Der in hazırlayıp göndereceği kokartları takmalıdırlar. Program aşağıdaki sıra ile düzenlenmelidir:

a- Saygı duruşu- Kafkas savaşlarında, sürgün yollarında, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları ile birlikte cephelerde, toplumsal ve kültürel yapılanma çalışmalarında yaşamını yitirmiş hemşehrilerimizin anısına bir dakikalık saygı duruşu. Saygı duruşu esnasında fonda "Yistanbulako" dinlettirilmelidir

b- Ana dilde dua- 21 Mayısı Anma komisyonu tarafından Adıgece ve Abhazca hazırlanacak metin Kaf-Der tarafından derneklere gönderilecektir. Dernekler üyelerini dikkate alarak, istemeleri halinde Türkçesi’de gönderilecek olan bu duanın diğer Kafkas dillerine çevirisini yaparak okutturabilirler.

c- 21 Mayıs bildirisinin okunması- 21 Mayıs'ı anma komisyonu tarafından 12 sayfalık 21 Mayıs broşürü hazırlanacaktır. Bu broşür Kaf-Der tarafından bastırılarak üyelerimize ve basına dağıtılmak üzere derneklere gönderilecektir. Bu broşürün içerisinde 21 Mayıs bildirisi de bulunacaktır. Okunacak olan bu bildiri 21 Mayıs andı ile son bulacaktır. And ayakta ve hep birlikte okunmalıdır

d- Video kaset izlettirilmesi- 21 Mayıs'ı anma komisyonu tarafından belgesel tarzda hazırlanacak bir kaset Kaf-Der tarafından çoğaltılarak derneklere gönderilecektir. Bu kaset yerel TV’lerle görüşülerek oralarda da yayınlanması sağlanmalıdır.

e- Şiir/Ğıbze okunması- Mümkünse çocuklara değilse gençlere günün anlamına uygun bir kaç şiir ya da gıbze okutturulması.

f- Yaşlılarımızdan anılar dinlettirilmesi- Yaşlılarımızın bir kaçından sürgünle ilgili babalarının, dedelerinin kendilerine aktardığı anıların dinlettirilmesi.

3- Derneklerimizin koşullarına göre 21 Mayıs haftası içerisinde yapabilecekleri diğer anma etkinlikleri:

a- Dernekler, 21 Mayıs'a yönelik olarak, uygun gördükleri seminer/konferans, re­sim/fo­toğ­­raf sergisi, tiyatro gösterisi v.b. etkinlikler de düzenleyebilirler.

b- Derneklerimiz 21 Mayıs günü uygun bir saatte köylülerimizin köy mezarlığında sürgünü anma etkinliği düzenlemelerini teşvik edebilirler; ya da 21 Mayıs’ı izleyen hafta sonu tüm hemşehrilerimizin katılımıyla yöredeki en uygun bir köyümüzün mezarlığında sürgünü anma etkinliği düzenleyebilirler. Bu anma prog­ra­mın­dan sonra köyün uygun olan bir alanında etkinliklere devam edilebilinir. Burada Çerkes şehit anma etkinliklerinde olduğu gibi (eğlence içeriği olmayan) sportif etkinlikler, bilgi ya­rış­maları ve sürgün ile ilgili sohbetler yapılabilinir.

II. Bölgesel düzeydeki etkinlikler

Anma etkinliklerine katılımın artırılması ve kamu oyunun ilgisinin çekilmesi amacıyla, 21 Mayıs'ı takip eden hafta sonu, seçilmiş bölgelerde geniş katılımlı anma etkinlikleri düzenlenmelidir. Bu anma etkinliklerin organizasyon ve programı, bölgedeki dernekler tarafından ortaklaşa gerçekleştirilmeli, bölgedeki tüm derneklerin aktif katılımı sağlan­ma­lı­dır. 2003 yılı bölgesel anma etkinlikleri İstanbul, Samsun ve Kefken'de yapılacaktır.

III. Merkezi etkinlikler

Ankara’da Kafkas Derneği Genel Merkezinde bu yıl için düzenlenecek etkinlikler:

1. Dil Konferansı: 17-18-19 Mayıs 2003 tarihlerinde Genel Merkezimizin konferans salonunda Kabartay-Balkar, Abhazya, Adigey, Ürdün, Suriye, İsrail, Hollanda’dan 1; Karaçay-Çerkesk’den 2 (1 Adige, 1 Abazin) ve Türkiye’den 3 filolog ya da dil uzmanının katılımıyla yapılacaktır.

2. Anma Etkinlikleri: Yurt dışından gelmiş olan konuklarımızın da katılımı ile 21 Mayıs akşamı yukarıdaki esaslara göre, Ankara Şubesi ile birlikte, anma töreni düzenlenecektir.

3. Khabze Konferansı: 30-31 Mayıs ve 1 Haziran 2003 tarihlerinde TES-İŞ konferans salonunda Kabartay-Balkar, Abhazya, Adıgey, Karaçay-Çerkesk, Ürdün, Suriye, İsrail’den 1 ve Türkiye’den 6 etnolog, halk bilimci ve khabze konusunda araştırmaları ve eseri olan uzmanların katılımıyla Khabze konferansı düzenlenecektir.


Kafkas Derneği (Kafder), 2003